Follow by Email

22 Aralık 2012 Cumartesi


 İSLAM

Naim cennetleri mi müjdelenir bilmem
Alak suresiyle okumaya başladım seni
Mü’mince yaşamak mı koruyan sadece cevşen
Allah rızası için kılyorum seni
Zekat a bir adım kalır zenginleşince sen

Zikrederek verdim seni
Elimin biri görmeden verdim öbür elim dururken
Kiramen Katibinin bile görmesini istemedim seni
Atam sahabe söyleyip dururken
Tagutları yıkarak  gönlümde gizledim seni

O gün mübarek gündü andım seni
Rahmet kapıları açıldı Ramazandayken
Uhut yenilgim vardı tutamadım seni
Çehrem bazen kızardı bazen morarırken

Hibe yoluyla devrettim seni
Andıkça seni güller saçıldı
Cehennem azabından kurtarıver beni

Kitapları araladım dedim ben okuma bilmem
Ezelden ebede andım seni
Lahitlik mi sardım lekeli kalplere bilmem
İcazet aldım Muhammed-ül Emin den
Müslüman olurum söylerken seni
Elim mi elim sonu seni söylemeyen
İsrail oğullarına bile bellettim seni
Şebi aruz seni andığım gün
Allah için sevdim seni
Hatemül Enbiya defnedilirken
Allah adını andım bildim seni
Defter-i Kebir günahlarla doluyken
Evliyalarla, Musa (a.s) gibi dile getirdim seni
Tekbir Allah dedim; Muhammed (sav) kulunla andım seni..


GÖREVİMİZ SU+ LİMONATA+SİMİT

Yüce rabbimiz yaşadığımız yeryüzünü bilindiği üzere 6 günde yaratmıştır. Rabbimiz niye 6 günde yaratmıştır da daha kısa sürede yaratmamıştır? O ayrı bir konu..dileseydi yaradan  belki bizim aklımızın alamayacağı sadise nin bilmem kaç oran küçüklüğünde bir zamanda da bu yer yüzünü yaratırdı. Ona inancımız sonsuz. Yani Bizim anlayacağımız şekilde YÜCE ALLAH (C.C)  bu yerküreyi (dağları denizleri ovaları insanları; yani canlı cansız tüm varlıkları) dileseydi göz açıp kapayıncaya kadar ; kısa bir sürede de yaratırdı ve yaratmak Allah a mahsustur.

Bu dünya  yaratılırken ¾ ü su ile kaplı şekilde yaratılmış insan oğlu  da yaratılmışların en üstünü olarak ilk peygamber hz adem den kıyamete kadar vuku bulan hayat sinsilesiyle son bulacaktır. Ne mucizedir ki insan da dört te üçü su ile kaplıdır ve susuz yaşayamaz. Hatta biz müslamanlar olarak inancımız şudur ki ilk insan ile insanlar; balçıktan ve alak denen bir sıvıdan dünya ya gelmiştir.

Öyle ise akarsular, denizler, sıvı ve bazı katı maddeleri oluşumu da su(h2+o) iledir. Ki su hayattır; yaşama azmininin de simgesidir bence..

Hz Muhammed sav efendimizin atası İbrahim a.s ve hacer anamız ın oğlu İsmail a.s. da suyu ilk bulanlardandır. musa a.s.  yüce Allah ın izniyle denizi yararak inananları kurtarmıştır. Su aynı zamanda kurtarıcı ve müjdeleyicidir..temizlik su ile yapılır; temizlik de imandandır..

Önce hadesimizi temiz tutalım ki suyla da necaset yerlerimizi temizleyelim..su imanımızın kurtuluşuna da bir müjdeleyicidir aslında..

Bu kadar konuşmadan sonra biraz da kendimi tanıtayım: ben sucu yani sıhhi tesisatçı bir esnafın oğluyum. Yaz tatillerinde ve hep boş vakitlerimde ona yardım ettim.pislikle mücadelemiz babamla beraber başladı ve hala devam etmekte.çalıştık çalıştık çalıştık..ve halen beraber çalışmaya devam ediyoruz. Ben de lağımcılıktan humbaracılığa geçişimi tamamladım ve bir kamu bankasında çalışmaya devam etmekteyim.karşımda neyi buldum siz tahmin edin: evet bir pislik daha. Bu sefer faiz pisliği… ben sölemiyorum bunu Allah u Teala ve kulu ve elçisi hz Muhammed Mustafa sav..ben yine çalışmaya devam ettim .üniversitede okuduklarımı çalıştığım iş kollarından öğrendiklerimi burada uygulamak için uğraşıyorum.hedefim faizi sıfıra indirebilmek.

Helal bir şekilde kazanılan bir dilim kuru ekmek endişe ile yenen baldan daha tatlıdır.bunu elimden geldiğince hayatta uygulamaya çalışıyorum.

Gelelim benim projeme: öncelikli olarak helal kazanç..bunun için bazı büyüklerimizi örnek almalıyız. Simit limonata su ne varsa satıp çocukluktan emeğin karşılığının bir o kadar zor ama baldan tatlı olacağını kabullenmeliyiz.
İkinci olarak helal kapılarını aralayacak istihtam ve emeği karşılamak. E oda mevcut. Tamam..
Üçüncüsü kamu kurum ve kuruluşları bu hizmete sevk etmek (örn yerel yönetimler DSİ vs)
Dördüncüsü satış hacmini yani ihracat artış hızını olabildiğince artırmak. Çünkü ülkemiz kendi yağı ile zaten kavrulmuş olacak. Osmanlının yükselme dönemindeki gibi dışa açılacağız.
Beşincisi üretim üretim üretim

Altıcısı GSMH yı yani bütçeyi dengede tutabilmek..
Yedincisi yine yatırım.
Sekizincisi ve son olarak da GÖREVİMİZ SU+LİMONATA+SİMİT…(hayyddii siiimmiit/midenizin simit i uleeenn J )

29 Ocak 2012 Pazar

GAZİ GAZZE (1)

17 Ocak 2009 Cumartesi, 13:19 tarihinde Selim Karadağ tarafından eklendi
Huşuv içinde kalktım yerimden..
Ne arpacık göz bu ne vesile?!
Bir garip devran baktım derinden
Ne surat bu ne sinsile?!

Baktım Hakkı arayan kollarımın koğuşuna
Derin bir ah geçti içimden..
Göğün bombadan sararan mavi boşluğuna,
Ferim bir gah seçti dişimden

Ben sordum onlara ne bu ses?
Çan çalar ecdadımın ezanında
Hey Rab, bu şehadet ne içten nefes?:
Perişan oldu mason fezasında..

Bir boşluk, bir sulh, bir de gaflet;
Hangi usülde olsa bu mabet?!
Hak yolunda bin bir türlü hıyanet
Dondurmakta dişlerimin kenedini,

GAZİ GAZZE (2)

16 Ocak 2009 Cuma, 15:52 tarihinde Selim Karadağ tarafından eklendi
İşte bu nedenle binbir sükut
Dahiyane olsa bir vücut
Saflar sık alın secdede,
Hafızalar sergilenir beraber vecd ile..

Namı sürgün Gazze, aşiyane mabet:
Nerdesin ey usül; Fasılası etti hıyanet
Basma kalıp ibadetler var bu cenkte
Sevr ile barış tarihte aynı kefede..

Bu saltanat şura-i mücadele
Bu safsata binbir seceret
Kaf dağını aşsa bu heybet
Silinsa gökten gelen ile cehalet
Gelse bin dua ile şu rahmet..

Ey saddı hümayun girizgah..
Şeyh Edebali misali olmalı padişah..
Ne arar bu safsatalı heybet?!..
Ne arar şu mafsalı bugün olan gaflet!..

Ey nur, düzergah olmalı ışık hızı
Bu mabette hapis yatan yok!
Pey arama bu düsturda bazı
Tagut yıkan deden pek çok!..

GAZİ GAZZE (3)

16 Ocak 2009 Cuma, 16:07 tarihinde Selim Karadağ tarafından eklendi
Nasıl aşılır bu düzenin sonu?
Nerden anlaşılır tanburun ney'e uyumu?
Gel sen de bul aşk ile maşuğunu,
Gel bu yolda sil tüm tagutunu..

Gazze gazi; Gazze içler acısı..
Nerde sapan, nerde kafirin tabancası?!
Cihat eden dedesini örnek almış,
Hey Hak, bu toprak nasıl parçalanmış?!...

Sen de yetim; sen de öksüz bu yolda
Var ise yok olan bu devranda,
Seceresi belli olmayan şu şirret!..
Secdesi veli olan, maşuhu şehadet!

Hangi dala atılsam bu ikilem;
Soğuk, buruk, dua dolu şu iklim;

Ben anlarım ecdadımın yokluğunu,
Sen anlarsın dadılarının çokluğunu..

Ben anlarım Muhammet Ümmeti'ni;
Sen anlarsın Noel denen cehaletli
Yedi cettini........

KARANLIK SOKAK (1)

22 Şubat 2009 Pazar, 14:43 tarihinde Selim Karadağ tarafından eklendi
Burası karanlık sokak
Ne işim var bilemiyorum
Narası boğuk duvak
Sahibine yar dilemiyorum

Sevgisiz kaldı duvarlar
Sessiz sedasız buralar
Zevksiz daldıkları var
Nefessiz vedasız varoşlar

Ey efendi ne sevgisi
Beyefendi içinde derdi
Katılmış son vergisi
Satılmış mason dergisi

Burası karanlık sokak
Şİmdi o günlerin acısını
Yaşıyorum ta derinden
Şurası en içli şiirlerden:

Sensiz kaldı saatler
Izdırap dolu, buğulu gözler
Tanıştığımız zaman bakmıştın
Alıştığımız zaman bıkmıştın

Pey verdi, öğrendim hüznü
Peyderpey iğrendiğim gönlü
İtaat etmemeleri sözü
Fesat dertleri ömrün

KARANLIK SOKAK (2)

22 Şubat 2009 Pazar, 14:53 tarihinde Selim Karadağ tarafından eklendi
Burası karanlık sokak
Hudutta bir patlama
Kolay değil uyumak
Sen tut ta atlama

Kimsesiz kaldı hayat
İşte bu vesileyle geldi
Şefkatsiz sandı hey Hak
Şişte bu sinsileyle deldi

Deyiverdi düşünürken sevgili
İçimdeki dertli gizliyi
Seviverdi düşlerken veliyi
Biçimdeki fertli resmi

Burası karanlık sokak
Nizamda bir nöbet
Halaylık değil başımda
İntizamda bin miğfer

Şehitlik abidesi kalbim
Gazi diye nişan verdiğim
Destur dilediğim yolda
Tur indirdiğim hayalda..

Burası karanlık sokak:
Duvakta boğuk sancı
Hudutta bir patlama
Nizamda bir nöbet
İntizamda bin miğfer

Burası şafağın söndüğü yer
peyder pey...